Hikâyenin meşhur halinde son derece sessiz bir şey olur: Çanakkale’de ilerleyen İngiliz askerleri alçak bir buluta girer. Arkalarından ateş sesi gelmez, bulut kalkar ve birlik ortadan kaybolur. Sonra anlatı büyür; yüzlerce askerin ne cesedinin bulunduğu ne de bir daha görüldüğü söylenir. Bir savaş alanındaki kayıp, böylece dünyanın en çok anlatılan toplu kayboluşlarından birine dönüşür.
Fakat Norfolk askerlerinin gerçek izlerini takip ettiğimizde sessizlik yerine çatışma, tanıksızlık yerine kurtulanlar, mutlak yokluk yerine savaş sonrası aramalarla karşılaşıyoruz. Bulut anlatısı ise bunlarla aynı tarihte doğmuyor. Dosyanın düğümü, birbirinden ayrı zamanlarda ortaya çıkan parçaların tek bir sahne gibi aktarılmasında.
12 Ağustos 1915’te birlik nereye gidiyordu?
Gelibolu harekâtı Nisan 1915’te başlamıştı. Ağustostaki Suvla çıkarması, ilerlemekte zorlanan harekâta yeni bir yön açmayı amaçlıyordu. National Army Museum’un harekât anlatısı, yalnızca karşılıklı ateşi değil sıcaklık, hastalık ve zorlu arazi koşullarını da bu ortamın parçası olarak ele alıyor. Haritada kısa görünen mesafeler, cephede kolay yürüyüşler değildi.
Norfolk Alayı’nın 1/5. Taburu, 12 Ağustos’ta 54. Tümen’in 163. Tugayı içinde ilerledi. Gallipoli Association’ın gün kaydında birliğin diğer unsurlardan ayrılarak daha ileri gittiği, sağa kaydığı ve destekten uzaklaştığı anlatılıyor. Kuru dere yatakları, çalılıklar, çitler ve görüşü bozan savaş koşulları içinde askerler yoğun ateş altında kaldı.
Bu çerçevede “kaybolmak”, ilk anda doğaüstü bir olayın adı değil, birliğin geri kalanının o askerlerle bağlantıyı yitirmesiydi. Çatışma sırasında bir grubun nerede bulunduğunun bilinmemesi ile fiziksel olarak yeryüzünden silinmesi aynı şey değil. Efsanenin en etkili hamlesi, ilk anlamı ikinci anlama dönüştürmek.
Hepsi kralın çalışanları mıydı?
Norfolk hikâyesi çoğu zaman “kralın adamları” ifadesiyle anlatılır. Bunun gerçek bir dayanağı var: Sandringham malikânesi çevresinden gelen görevliler ve çalışanlar birliğin tarihinde yer alıyordu. Ancak tarihçi Steve Smith’in arşiv çalışması, taburun tamamının saray çalışanlarından oluşmadığını vurguluyor. Great Yarmouth ve Dereham gibi yerlerden gelen askerler de vardı.
Sandringham’la ilişkili E Bölüğü, Şubat 1915’te C Bölüğü ile birleştirilmişti. Dolayısıyla ağustostaki bütün kaybı tek bir saray grubunun başına gelmiş olay gibi anlatmak askerlerin kimliklerini basitleştiriyor. Bu ayrıntı yalnızca askerî isimlendirme meselesi değil: geride kalan ailelerin ve farklı yerlerden cepheye gelen insanların hikâyeleri de o kısa etikette kayboluyor.
Kraliyet bağlantısı anlatıyı akılda kalıcı kılıyor. Yine de kaybın neden ilgi gördüğü ile cephede ne yaşandığı ayrı sorular. Birincisini açıklayan dramatik ayrıntı, ikincisinin kanıtı yerine geçmiyor.
Geri dönenlerin varlığı hikâyeyi değiştiriyor
Gallipoli Association, yaralı Pelly’nin babasına yazdığı mektuba ve John Dye gibi kurtulanlara yer veriyor. Pelly’nin gece kurtarılmasına ilişkin anlatı, o günün sonunda herkesin aynı anda ortadan kaybolmadığını gösteren somut izlerden biri. Sonraki günlerde geri dönen askerlerin bulunması da kaybın tek bir anlık sahneye indirgenemeyeceğini ortaya koyuyor.
Steve Smith’in derlediği kayıtlar arasında geri gelen subaylar ve esaret bilgileri bulunuyor. Bu malzeme, her askerin son anını tek tek açıklamıyor. Fakat “tek bir kişi bile geri dönmedi” biçimindeki mutlak cümleyi kullanmayı imkânsızlaştırıyor. Bir iddianın yanlışlığını göstermek için bazen bütün dosyayı çözmek gerekmez; o iddiayla açıkça çelişen bir kayıt yeterlidir.
Komutan Ian Hamilton’ın daha sonra yayımlanan raporundaki kayıp ve ileriye sürüklenme dili, gizemli anlatının gelişmesine elverişliydi. Ancak savaş raporunun belirsizliği ile bulut tanıklığı aynı belge değildir. Komutanın akıbetini öğrenemediği askerlerden söz etmesi, onların doğaüstü bir buluta girdiğini gördüğü anlamına gelmez.
Bulut hikâyesi neden 1965’te karşımıza çıkıyor?
Bu dosyanın en çarpıcı zaman aralığı burada: meşhur bulut tanıklığı, muharebeden yaklaşık yarım yüzyıl sonra dolaşıma giriyor. Yeni Zelanda’daki anlatının izini süren NZ Skeptics araştırması, 1965’te bir UFO toplantısı çevresinde gündeme gelen ve gazilere bağlanan ifadeyi inceliyor.
İfadenin ayrıntıları, 12 Ağustos’taki 1/5. Norfolk kaybıyla pürüzsüz biçimde örtüşmüyor. Başka bir tabur numarası, Hill 60 çevresi ve farklı tarih ayrıntıları söz konusu. Araştırma ayrıca adı geçen kişilerin askerî hastane ve görev kayıtlarını karşılaştırarak tanıklığın koşullarına ilişkin sorunlar belirliyor.
Bundan çıkarılacak sonuç, bütün savaş hatıralarının değersiz olduğu değil. Elli yıl sonra aktarılan bir hatıra ile olay sırasında yazılmış bir belge aynı şekilde tartılmaz. Özellikle tarih, birlik ve yer değişiyorsa, bu boşluklar anlatıyı daha etkileyici kılacak biçimde sessizce düzeltilmemelidir.
“Birileri bulut gördüğünü söyledi” cümlesi, tanıklık iddiasını doğru düzeyde aktarır. “Norfolk Taburu buluta girerek kayboldu” cümlesi ise tanığın yorumunu kesin olay haline getirir. İki cümle arasındaki fark küçücük görünse de bütün paranormal dosya o farkın üzerine kuruludur.
Savaş sonrasında bulunan izler
1919’daki aramalara ilişkin Edwards raporu, Steve Smith’in çalışmasında ayrıntılarıyla aktarılıyor. Raporda bulunan kalıntıların bir bölümünün Norfolk birliğiyle ilişkilendirildiği, buna karşılık bireysel kimliklendirmelerin çok daha sınırlı olduğu görülüyor. Bir askerin hangi birliğe ait olduğunun düşünülmesi ile adının kesin olarak saptanması birbirinden farklı işlemler.
Bu nedenle rapordaki toplamları yan yana koyup bütün kayıpların eksiksiz çözüldüğünü söylemek de doğru olmaz. Ancak savaş sonrasında hiçbir fiziksel iz bulunmadığı iddiasıyla bu kayıtları bağdaştırmak mümkün değil. Hikâye bütünüyle aydınlanmamış olsa bile, başlangıçtaki “izsiz kayboluş” tanımı değişmek zorunda.
Bugün Azmak Mezarlığı’nın varlığı da dosyanın maddi hafızasını hatırlatıyor. Çanakkale Tarihi Alan’ın tanıtımı ve Commonwealth War Graves Commission rehberi, savaş sonrasında toplanan mezarlar ve anma düzeni hakkında bilgi veriyor. Kimliği belirlenemeyenlerin çokluğu, savaş alanının korkunç koşullarına işaret eder; tek başına doğaüstü bir ortadan kayboluşa değil.
Osmanlı tarafındaki kayıtlar ne ekliyor?
Yalnızca İngiliz tarafının anlatısına bakmak, karşı cephede tutulan bilgileri dışarıda bırakır. Mesut Erşan’ın Çanakkale muharebeleri üzerine çalışmasında, çatışmalar sırasında yaralı İngiliz askerlerinin esir alınmasına ilişkin Osmanlı raporları ele alınıyor. Buradaki sayıları bütünüyle Norfolk Taburu’na aitmiş gibi kullanmak doğru değil; raporun kapsadığı asker grubu ayrıca belirlenmeli.
Yine de bu belgelerin çizdiği ortam, bir anda boşalmış bir savaş alanı değil. Ateş, yaralanma, esaret ve parçalanmış birlikler var. İki tarafın kayıtlarını birlikte okumak, insanları bir bulutun içinde eritmek yerine onların başına gelmiş olabilecek somut süreçleri araştırmayı sağlıyor.
Hâlâ yanıtlanamayan bireysel sorular bulunabilir. Her kayıp askerin nerede ve nasıl öldüğünü bilmemek acı bir eksikliktir. Fakat eksik kalan her biyografi, aynı paranormal açıklamanın kanıtı sayılamaz.
Bulut kalkınca geriye ne kalıyor?
Norfolk efsanesi güçlü çünkü tek bir görüntüyle anlatılabiliyor. Birlik yürür, bulut kapanır, insanlar yok olur. Gerçek dosya ise kısa bir sahneye sığmıyor: birbirinden kopan askerler, gecikmiş haberler, hastaneler, esirler, ailelere ulaşan mektuplar ve yıllar sonra yapılan mezar aramaları gerekiyor.
Bu ayrıntılar hikâyeyi daha az gizemli yapabilir, fakat daha az önemli yapmaz. Aksine, taburun adı altında silikleşen insanları geri getirir. Elimizdeki kaynaklar doğaüstü bir toplu kayboluşu doğrulamıyor; ağır bir savaş kaybının, geç tarihli bir bulut anlatısıyla nasıl birleştiğini gösteriyor. Çanakkale’deki bu hikâyenin asıl ağırlığı da göğe yükselen bir bulutta değil, geri dönmeyen insanların dünyada bıraktığı izlerde duruyor.
Kapak temsili bir illüstrasyondur. Belirli bir fotoğrafın yeniden üretimi veya askerlerin son anlarının belgelenmiş canlandırması değildir.
Bu içerik alternatif bir iddianın kültürel izini sürer; bilimsel kanıt iddiası taşımaz.
Kaynaklar
- Gallipoli Association — 12 Ağustos 1915 ↗
- Steve Smith — Norfolk Taburu üzerine arşiv araştırması ↗
- NZ Skeptics — Bulut tanıklığının izinde ↗
- National Army Museum — Gallipoli ↗
- Mesut Erşan — Çanakkale muharebelerinde savaş hukuku ↗
- Çanakkale Tarihi Alan — Azmak Mezarlığı ↗
- Commonwealth War Graves Commission — Gallipoli rehberi ↗
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.


