Setne bir mezara girer ve aradığı kitabı ölülerin yanında bulur. Fakat kitap sahipsiz değildir. Karşısındaki kadın, onu almamasını söyler; çünkü o kitabın peşine düşmek kendi ailesinin hayatına mal olmuştur. Bir hazine hikâyesinde normalde bundan sonra kapışma başlar. Bu eski Mısır anlatısında ise önce kadını dinleriz. Setne’nin gerçekten sınanacağı şey, kitabı ele geçirme becerisi değil, duyduğu hikâyeyi ciddiye alıp alamayacağıdır.
Thoth’un kitabı bugün kayıp bilgelik, gizli büyü veya bütün evrenin sırları gibi başlıkların altında dolaşıyor. Setne öyküsünde ise çok daha elle tutulur bir mesele var: Bir insan, bilmek istediği şey uğruna başka insanların hayatını ne ölçüde gözden çıkarabilir? Metnin cevabı bir öğüt cümlesiyle verilmez. Bir aileyi adım adım kaybederiz; sonra aynı hatanın başka bir kişide yeniden başladığını görürüz.
Gerçek bir prensin, yüzyıllar sonra anlatılan macerası
Setne veya Setna adıyla karşımıza çıkan kahraman, II. Ramses’in oğlu Khaemwaset’le ilişkilidir. Khaemwaset tarihsel bir kişidir; MÖ 13. yüzyılda yaşamış, Ptah kültünde görev almış bir prenstir. Müzelerdeki heykel ve yazıtlar bu tarihsel kişiliğin izlerini taşır. Fakat mezarda hayaletlerle konuşan ve büyülü bir kitabı çalan Setne, biyografik bir kayıttan değil, çok daha sonra yazıya geçirilmiş edebiyattan gelir.
Bu ayrımı kaybettiğimizde, bir prensin gerçekten böyle bir kitap bulduğu izlenimi doğar. Oysa hikâye, geçmişte yaşamış saygın bir kişinin adını kullanarak başka bir çağın okuruna seslenir. Eski Mısır’ın kendisi de geçmişi üzerine hikâye anlatmıştır; her eski metin, anlattığı olayın tutanağı değildir.
Üstelik papirüs eksiksiz değildir. Kahire’de korunan metnin başlangıç bölümü kayıptır. Flinders Petrie, yayımladığı anlatımda açılışı sonraki olayların verdiği bilgilerden hareketle tamamladığını açıkça belirtir. Bugün akıcı bir giriş okuduğumuzda, bunun her kelimesinin korunmuş papirüste bulunmadığını bilmek gerekir. Eksik bir başlangıç, hikâyeyi değersizleştirmez; yalnızca okuduğumuz yolun nasıl kurulduğunu gösterir.
Ahwere’nin anlatmaya başladığı felaket
Mezardaki kadın Ahwere’dir; eski çevirilerde adı Ahura olarak da geçer. Kocası Naneferkaptah ve oğulları Merib’in hikâyesini anlatır. Adlar çeviriden çeviriye değişse de aileyi bekleyen felaket değişmez. Naneferkaptah eski yazılara tutkundur. Tapınaklardaki ve mezarlardaki metinleri okumaktan kendini alamaz. Bu tutku başlangıçta bir kusur gibi görünmez; meraklı ve yetenekli bir adamla karşı karşıyayız.
Sonra bir rahip, uğraştığı metinleri küçümseyerek ona daha büyük bir şey vaat eder. Thoth’un kendi eliyle yazdığı bir kitap vardır. Kitabın büyüleri, gökteki kuşların, sudaki canlıların ve yeryüzündeki hayvanların ne söylediğini anlamayı sağlar. Güneşi, ayı ve tanrısal dünyayı başka türlü görmenin yolu da bu metindedir.
Vaat, daha fazla bilgi edinmekten fazlasıdır. İnsan, kendisini sınırlayan dil ve görünüş duvarlarının dışına çıkabilecektir. Naneferkaptah bu teklifi duyduğunda artık önündeki sıradan yazıtlara dönemez. Rahibin istediği gümüşü ve görkemli cenaze düzenini karşılamaya razı olur. Bilginin kapısı açılmıştır; fakat ilk anahtar, bir pazarlıkla alınır.
İç içe kutuların dibindeki kitap
Kitap Koptos civarında suyun içindedir. Demir, tunç, ahşap ve değerli malzemelerden oluşan kutular birbirinin içine yerleştirilmiştir; en içte altın kutu bulunur. Etrafında yılanlar ve akrepler, başında ise öldürüldüğünde yeniden canlanan bir yılan vardır. Koruma katmanları çoğaldıkça Naneferkaptah’ın isteği azalmaz, büyür.
Ahwere gitmemesi için onu uyarır. Ama kocası kraliyet teknesini alır; karısını ve küçük oğlunu da yanına katar. Burada hikâyenin acı noktası belirir: Bir kişinin merakı, henüz karar vermemiş başka insanların da yolculuğu haline gelir. Kitabı isteyen Naneferkaptah’tır, fakat risk yalnızca ona ait kalmayacaktır.
Aradığı yere ulaşmak için büyüyle canlandırılmış işçilerden yararlanır. Koruyucu yaratıkları etkisizleştirir. Yeniden canlanan yılanı ise iki parçaya ayırıp aralarına kum koyarak durdurur. Sonunda kutuları birer birer açar ve metni eline alır. Bir maceranın başarı anı gibi görünen bu sahne, ailenin felaketinin başlangıcıdır.
Kitap gerçekten çalışır; en azından hikâyenin dünyasında. Naneferkaptah vaat edilen şeyleri görür ve anlar. Ahwere de metni okuyarak bu deneyime katılır. Ardından bilginin bedenin içine alınması fikrini neredeyse kelimesi kelimesine gösteren bir sahne gelir: Yazılar başka bir papirüse geçirilir, sıvıyla yıkanır ve içilir. Bu, gerçek hayata yönelik bir yöntem değil, büyülü anlatının bilgiyle beden arasında kurduğu bağdır.
Kitabın yapamadığı şey
Thoth, kendisine ait metnin alınmasını ve koruyucularının öldürülmesini öğrenir. Ra’ya başvurur. Sonra aile tekneyle dönerken çocuk suya düşer ve ölür. Naneferkaptah büyüsüyle bedenini sudan çıkarabilir, ona ne olduğunu anlattırabilir. Ancak bütün bu güç, çocuğu yeniden aile hayatına döndürmez. Bedeni hazırlanır ve Koptos’ta gömülür.
Yolculuk sürerken Ahwere de aynı yerde suya düşer. Kocası yine büyüye başvurur, yine bir bedeni geri getirir ve yine bir cenaze düzenlemek zorunda kalır. Biraz önce canlıların dilini anlamasını sağlayan kitap, sevdiği iki insanın yokluğunu ortadan kaldırmaz. Öykünün korkusu buradadır: Gücün sınırı, ancak gerçekten ihtiyaç duyulduğu anda görünür olur.
Naneferkaptah sonunda kitabı kendisine bağlayarak suya girer. Ahwere ile çocuk Koptos’ta, kendisi ise Memphis’te gömülür. Setne’nin karşısında konuşan kadının anlattığı aile, mezarda bile parçalanmış durumdadır. Kitap ellerindedir; onu istemeden önce sahip oldukları hayat yoktur.
Setne neden uyarıya rağmen devam eder?
Ahwere’nin anlattıkları bittikten sonra Setne kitabı istemekten vazgeçmez. Onu zorla alacağını söyler. Okur için asıl gerilim burada başlar: Artık tehlikenin ne olduğunu bilmeyen bir kahramanı değil, duyduklarını kendisi için geçersiz sayan birini izleriz. Başkasının felaketi, kendi üstünlüğüne inanan kişi için yeterli uyarı değildir.
Naneferkaptah onu bir masa oyununa çağırır. Her yenilgide Setne biraz daha toprağa gömülür; önce ayakları, sonra bedeni, sonunda başına kadar. Bilgili ve güçlü adam, mezarın içinde hareket edemez hale gelir. Yardım çağırır; Ptah’la ilişkili koruyucu nesneler ve büyü kitapları getirilince kurtulur.
Fakat kurtuluşu, yanlışını anlamasına yol açmaz. Kitabı alıp çıkar. Naneferkaptah ise onun geri döneceğini, üstelik küçük düşmüş halde döneceğini söyler. Hikâye böylece ilk yarıdaki nehir macerasından ayrılır; bu kez sınav, Setne’nin arzusunu nerede durdurabileceği üzerinedir.
Tabubu’nun evinde kaybedilenler
Setne, Tabubu adlı bir kadınla karşılaşır. Ona ulaşma isteği, giderek ağırlaşan koşulları kabul etmesine neden olur. Malını vermekle başlayan süreç, çocuklarını da gözden çıkarabileceği korkunç bir noktaya varır. Bu bölüm, Naneferkaptah’ın ailesini tehlikeye atan tutkusunu başka bir biçimde tekrar önüne koyar: İstediği şeyi elde etmek için dünyasının geri kalanını feda eder.
Sonra sahne çözülür. Setne kendisini çıplak ve şaşkın halde bulur; çocuklarının gerçekte hayatta olduğunu öğrenir. Bu yaşananların bir büyü, aldatıcı deneyim veya rüya gibi okunması, anlatımın ürpertici tarafıdır. Kayıp gerçek olmamıştır ama Setne’nin onu kabul etmeye ne kadar yaklaşabildiği ortaya çıkmıştır.
Tabubu’yu tarihsel bir kadın hakkında suçlama gibi okumak da öyküyü bozar. O, burada edebî sınavın parçasıdır. Metnin hedefindeki davranış, Setne’nin sınır tanımayan isteğidir. Artık ailesine dönebildiğinde kitabın bedelini başka birinin ağzından dinlemekle kalmamış, o bedelin kendi kapısına kadar geldiğini görmüştür.
Öykü kitabı geri vermekle bitmez
Setne, kendisinden istendiği gibi başında ateş kabı ve elinde çatallı değnekle mezara döner. Bu dönüş, kitabı kahramanca kazanmış adamın gösterişli girişi değildir. Fakat Naneferkaptah yalnızca metni geri almakla yetinmez: Karısıyla çocuğunun bedenlerinin Koptos’tan getirilmesini ister.
Setne bu kez bilgisi ve imkânlarını bir şeyi ele geçirmek için değil, dağılmış bir aileyi birleştirmek için kullanır. Mezarları bulmak kolay olmaz; arama başarısız kalınca Naneferkaptah yaşlı bir adam görünümünde yol gösterir. Ahwere ve Merib’in bedenleri Memphis’e taşınır. Öykünün son hareketi bir büyü düellosu değil, bir cenaze yolculuğudur.
Bu son, kitabın “bilgi tehlikelidir” gibi basit bir ders vermediğini düşündürüyor. Setne’nin öğrenme becerisi ortadan kalkmaz. Değişen, onu ne için kullandığıdır. Başta bir mezarın bütünlüğünü bozar; sonda eksik kalan bütünlüğü onarmaya çalışır. Bu, anlatının olay örgüsünden çıkan bir okuma; bütün Mısır düşüncesini tek bir masala indiren hüküm değil.
Bir de isim tuzağı var: Mısırbilimde “Thoth’un Kitabı” diye anılan gerçek Demotik metinler de bulunur. Araştırmacıların bu adla yayımladığı öğretici diyaloglar, Setne’nin suyun dibinden çıkarılan sihirli kitabının bulunduğu anlamına gelmez. Aynı ad, farklı metin dünyalarına işaret edebilir.
Setne’nin hikâyesini kalıcı yapan, dünyanın bütün sırlarını açıklaması değil. Bir şeyi bilmek istemekle ona sahip olmaya hak görmek arasındaki mesafeyi göstermesi. Mezardaki kadını baştan dinleseydi, belki macera başlamayacaktı. Ama o zaman kendimizi bu kadar kolay tanıyabileceğimiz bir hikâye de olmayacaktı.
Anlatı, eski metnin farklı çevirileri karşılaştırılarak yeniden aktarılmıştır. Kapak, yapay zekâyla hazırlanmış edebî bir canlandırmadır; arkeolojik belge değildir.
Tarihsel kayıtlar, rivayetler ve modern yorumlar aynı şey değildir. Bir anlatıyı aktarmamız, onun doğrulandığı anlamına gelmez. Kaynak ve yayın yaklaşımımız.
Kaynaklar
- Flinders Petrie — Egyptian Tales, Setna and the Magic Book ↗
- Miriam Lichtheim çevirisi — Setne Khamwas ve Naneferkaptah ↗
- Global Egyptian Museum — Setne papirüsü, Kahire JE 95581 ↗
- British Museum — Khaemwaset heykeli, EA947 ↗
- Kopenhag Üniversitesi — Papyrus Carlsberg yayımlanmış metinler ↗
- Chicago Üniversitesi — Richard Jasnow, Demotik Thoth’un Kitabı araştırması ↗
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.


