Japonya’nın en batısındaki Yonaguni Adası açıklarında, yaklaşık 25 metre derinde basamakları, terasları ve düz duvarları andıran dev bir kaya kütlesi uzanır. Dalgıç Kihachiro Aratake’nin 1980’lerde dikkat çektiği yapı, görüntülerde batmış bir tapınağa benzeyebilir. Deniz jeoloğu Masaaki Kimura onu insan eliyle biçimlendirilmiş eski bir merkez olarak yorumlarken başka jeologlar aynı geometrinin bölgenin kumtaşında doğal olarak oluşabileceğini savunur. Tartışmanın düğümü, “düz çizgi doğada olmaz” sezgisinin gerçekten geçerli olup olmadığıdır.
Kaya neden mimari gibi görünüyor?
Yonaguni oluşumu yatay tabakalı kumtaşı ve çamurtaşından meydana gelir. Kaya boyunca paralel tabakalanma düzlemleri ve birbirini dik açıyla kesebilen çatlaklar bulunur. Dalgalar, akıntı, depremler ve kimyasal ayrışma bu zayıf çizgilerden blok kopardığında geriye basamak, platform ve koridor izlenimi veren yüzeyler kalabilir.
Adanın karasında da köşeli ve teraslı kaya biçimleri görülür. Bu benzerlik doğal açıklamanın en güçlü tarafıdır: Deniz altındaki şekli üretmek için kayıp bir teknoloji varsaymadan, aynı jeolojinin bugün gözlenen davranışı kullanılabilir.
Kimura neyi insan yapımı sayıyor?
Kimura ve çalışma arkadaşları terasların düzenini, bazı dar kanalları, “kaplumbağa” ve “yüz” diye adlandırılan biçimleri, olası taş alet izlerini ve yakın çevredeki küçük buluntuları birlikte değerlendirir. Yapının bütünüyle taş bloklardan inşa edilmediğini; doğal ana kayanın insanlarca kesilip düzenlenmiş olabileceğini söyleyen daha ılımlı bir model de vardır.
Bu ayrım önemlidir. “Doğal kaya” ile “sıfırdan yapılmış şehir” arasında, doğal bir çıkıntının iskele, taş ocağı, tören alanı veya sığınak olarak değiştirilmesi olasılığı bulunur. Fakat bir yüzeye insan müdahalesi göstermek, bütün kompleksi saray ve piramitlerden oluşan batık şehir ilan etmeye yetmez.
Yapı ne zaman suya girdi?
Son Buzul Çağı’nın sonunda deniz seviyesi yükseldi. Bugün 25 metre derindeki bazı kıyılar binlerce yıl önce kuru veya sığ alanlardı. Bu gerçek, “o halde orada uygarlık vardı” sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Önce o dönemin kıyı çizgisi, yerel tektonik hareketler ve yapının hangi bölümlerinin gerçekten açıkta olduğu modellenmelidir.
On bin yıl öncesine tarihlenen anıtsal bir kompleks iddiası, Japonya’nın bilinen Jōmon arkeolojisi için olağanüstü sonuçlar taşırdı. Böyle bir sonuç için taşın yanında yerleşim tabakaları, ocaklar, alet üretim atıkları, seramik veya organik kalıntılar gibi tarihlenebilir bağlam beklenir. Deniz altında bunları korumak ve kazmak zordur; fakat yoklukları iddianın temel açığıdır.
Merdivenler neden hiçbir yere gitmiyor?
Fotoğraflarda merdiven gibi görülen sıralar vardır, ancak basamak yükseklikleri insan kullanımına her zaman uygun değildir ve bazıları bir duvarda sonlanır. Doğal eklem sistemleri, işlev gözetmeden düzenli tekrar üretir. İnsan yapımı mimaride ise erişim, drenaj, kapı, zemin ve yapı bütünlüğü beklenir.
Öte yandan kıyı yapıları her zaman konut değildir; taş ocağı veya ritüel alan düzensiz kalabilir. Bu nedenle tek tek biçimlere isim vermek yerine tüm yüzeylerin ayrıntılı haritalanması ve doğal çatlak yönleriyle karşılaştırılması gerekir.
“Oyma yüz” ve başka çarpıcı şekiller
İnsan beyni kayalarda yüz ve hayvan görmeye yatkındır. Yonaguni’deki sözde yüzün simetrisi, göz ve ağız ayrıntıları görüntü açısına göre değişir; aletle oyulduğunu gösterecek yayımlanmış kesin iz dizisi yoktur. “Kaplumbağa” biçimi de yerel kültürde anlamlı olabilir, fakat benzerlik niyetin kanıtı değildir.
Bu tür adlandırmalar araştırmayı yönlendirir: Bir kez “kapı” denilen çatlağı artık yalnız çatlak olarak görmek zorlaşır. Sağlıklı inceleme, şekle verilen adı değil ölçülebilir yüzey izini başlangıç alır.
Neden kesin karar çıkmıyor?
Alan güçlü akıntılara açıktır; ayrıntılı arkeolojik kazı ve kontrollü örnekleme karadaki kadar kolay değildir. Popüler belgeseller geniş açılı dramatik görüntüleri gösterirken, jeolojik kesit ve ölçek bilgisi çoğu zaman ikinci planda kalır. Kimura’nın bilimsel toplantılarda yayımlanan çalışmaları insan müdahalesi tezini kayıt altına alır; fakat bu yorum uluslararası arkeolojide ortak kabul görmüş değildir.
Bugünkü kanıt dengesi ana şeklin doğal tabakalanma ve kırılmayla oluşmasını daha ekonomik açıklama yapar. İnsanların yapı su üstündeyken bazı yüzeyleri kullanmış veya değiştirmiş olması tümüyle dışlanamaz. Fakat kayıp bir yüksek uygarlık, piramit ya da şehir için gerekli kültürel tabaka henüz gösterilmemiştir.
Yonaguni’nin değeri yalnız “gerçek mi sahte mi?” ikiliğinde değildir. Doğa bazen mimarinin diline şaşırtıcı derecede yaklaşır; insanlar da doğal biçimleri seçip anlamlandırır. Dosyanın çözülebilmesi için daha fazla güzel fotoğraftan çok, konumlandırılmış örnekler, mikroskobik alet izi analizi ve tarihlenebilir arkeolojik bağlam gerekir.
Görsel notu: Kapak, Yonaguni’nin tabakalı kaya teraslarını insan yapımı ayrıntı eklemeden yorumlayan özgün sualtı illüstrasyonudur.
Tarihsel kayıtlar, rivayetler ve modern yorumlar aynı şey değildir. Bir anlatıyı aktarmamız, onun doğrulandığı anlamına gelmez. Kaynak ve yayın yaklaşımımız.
Kaynaklar
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.


