Popol Vuh çoğu kez “Mayaların kutsal kitabı” diye tek cümlede tanıtılır. Fakat bu ad, birbirinden farklı Maya halklarını tek bir inançta eritme riski taşır. Eser, özellikle Guatemala yaylalarında yaşayan K’iche’ Maya toplumunun yaratılışını, tanrısal kahramanlarını, hanedan kökenlerini ve tarihsel hafızasını bir araya getirir. İnsan burada bir denemede tamamlanmaz: Önce çamur, sonra ağaç, en sonunda mısır denenir. Bu sıra, başarısız bedenlerden çok insan olmanın ölçüsünü anlatır.
Bugün okuduğumuz metin nasıl hayatta kaldı?
İspanyol fethinden önce anlatının resimli kodeksler, sözlü icra ve toplumsal törenlerle aktarıldığı düşünülür. Günümüze ulaşan en eski nüsha ise K’iche’ dilini Latin harfleriyle yazan bir metnin Dominiken rahip Francisco Ximénez tarafından yaklaşık 1700–1715 arasında kopyalanmış biçimidir. Newberry Library’deki Ayer MS 1515 yazması, K’iche’ metniyle İspanyolca çeviriyi yan yana taşır.
Bu aktarım zinciri önemlidir. Popol Vuh ne fetihten hiç etkilenmemiş donmuş bir “antik kitap”tır ne de Ximénez’in uydurduğu bir Hıristiyan metni. Yerli yazarların sömürge koşullarında koruduğu, rahibin kopyaladığı ve her aşamada dilsel seçimlerden geçen katmanlı bir hafızadır. Metindeki tekrarlar da yalnız yazı kusuru değil, sözlü icranın ritmini koruyan izler olabilir.
Başlangıçta neden sessizlik vardır?
Anlatı, göğün ve yerin biçimlenmediği; yalnız durgun denizle boş göğün bulunduğu karanlık bir başlangıç kurar. Yaratıcı güçler konuşarak ve düşünerek dünyayı ortaya çıkarır. Dağlar sudan yükselir, ırmaklar yollarını bulur, hayvanlar yaratılır. Fakat hayvanlar tanrıların adını söyleyemez; yalnız kendi seslerini çıkarırlar. Bu nedenle insanların besini ve yaşam çevresi olurlar.
Buradaki ölçüt yalnız canlı olmak değildir. Yaratılan varlığın kendisini yaratanları hatırlaması, adlandırması ve topluluk içinde konuşması gerekir. Hafıza ile dil, insanlığın temel sınavına dönüşür.
Çamur insan neden başarısız oldu?
İlk insan çamurdan yapılır. Konuşabilir gibi görünür fakat bedeni dayanmaz; suyla çözülür, hareketi ve görüşü tutarlı değildir. Yaratıcılar onu ortadan kaldırır. Sahne bazen başarısız bir biyolojik deney gibi okunur, ancak anlatının dili laboratuvar raporu değildir. Çamur biçim alır ama süreklilik kazanamaz.
İkinci denemede tahtadan insanlar yapılır. Bunlar yürür, çoğalır ve konuşur; yine de kalpleri ve anlayışları yoktur, yaratıcılarını hatırlamazlar. Dünyaya hoyrat davranırlar. Sonunda büyük bir yıkımla karşılaşır; hayvanlar ve gündelik eşyalar bile onlara karşı döner. Bazıları maymunların atası olarak kalır. İnsana benzeyen hareket tek başına insanlık değildir.
Kahraman İkizler yaratılışın neresinde?
Metnin geniş bölümü Hunahpu ile Xbalanque’nin yeraltı dünyası Xibalba’nın efendilerine karşı mücadelesini anlatır. İkizler top oyunu, bilmece, aldatma, ölüm ve yeniden doğuş sınavlarından geçer. Önceki kuşağın yenildiği yerde zekâ ve işbirliğiyle başarı kazanırlar.
Bu bölüm ana öyküden kopuk bir macera değildir. Ölümün kesinliğini, iktidarın hilelerini ve yaşamın yeniden kurulmasını gösterir. Maya top oyununun törensel anlamlarıyla da ilişki kurar; fakat her arkeolojik top sahasını aynı olayın birebir canlandırması saymak doğru olmaz.
Mısır insanın bedeni ve borcu
Son denemede yaratıcılar sarı ve beyaz mısırı bulur. Öğütülen mısırdan dört ilk erkek yapılır; ardından eşleri gelir. K’iche’ dünyasında mısır yalnız yiyecek değildir: Ekim takvimini, emeği, aileyi ve toplumsal devamlılığı taşıyan yaşam maddesidir. “İnsan mısırdan yaratıldı” sözü, bedenin çevreden ayrı olmadığını ifade eder.
İlk insanlar başlangıçta tanrılar kadar uzağı görebilir ve her şeyi bilebilir. Yaratıcılar onların görüşünü buğulandırır. Bu sahne insanın değersizleştirilmesi değil, tanrısal sınırsızlık ile insan bilgisi arasındaki sınırın kurulmasıdır. İnsan konuşur ve hatırlar, fakat her şeyi göremez.
Hıristiyan etkisi var mı?
Yaratılış, tufan ve insan denemeleri Kitabı Mukaddes’le karşılaştırılmıştır. Sömürge döneminde yazıya geçirilen metinde temas izleri bulunması mümkündür. Ancak mısırdan beden, Kahraman İkizler, Xibalba ve K’iche’ hanedan anlatısı yerel düşünce dünyasına derinden bağlıdır. Benzer motif tek yönlü kopyayı kanıtlamaz; sömürge çağında eski anlatıların yeni kavramlarla yeniden ifade edilmiş olması daha gerçekçi bir çerçevedir.
Popol Vuh bugün neden canlı?
Eser yalnız geçmiş uygarlığın kalıntısı değildir. K’iche’ ve başka Maya toplulukları için dil, sömürge şiddetine rağmen korunan hafıza ve kültürel süreklilik kaynağıdır. Onu “kaybolmuş uzaylı bilgisi” veya evrensel tek mitin kırık parçası yapmak, metnin kendi toplumunu görünmez kılar.
Popol Vuh’un asıl şaşırtıcı fikri, insanın bir defada mükemmel yaratılmamasıdır. Dayanıklılık, konuşma, hatırlama, ölçü ve besinle ilişki adım adım sınanır. Sonunda insanın hammaddesi gökten inen yabancı metal değil, her gün yetiştirip öğüttüğü mısırdır. Kozmik köken ile gündelik emek aynı bedende birleşir.
Görsel notu: Kapak, mısırdan yaratılış ile Kahraman İkizler dünyasını K’iche’ sembollerinden esinlenen özgün bir kompozisyonda yorumlar.
Tarihsel kayıtlar, rivayetler ve modern yorumlar aynı şey değildir. Bir anlatıyı aktarmamız, onun doğrulandığı anlamına gelmez. Kaynak ve yayın yaklaşımımız.
Kaynaklar
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.


