Büyük Sfenks’in yaşını belirleyen bir temel taşı kitabesi yoktur. Heykelin gövdesine “beni şu firavun şu yılda yaptırdı” diye yazılmamıştır. Bu boşluk, Giza’nın taş bekçisini MÖ 2500’lerdeki Kefren döneminden son Buzul Çağı’na kadar uzanan tarihlere açık hale getirdi. Yaygın arkeolojik görüş Sfenks’i 4. Hanedan yapı programına, çoğunlukla Kefren’e bağlar. Daha eski tarih savunucuları ise çevre duvarlarındaki yuvarlak aşınmanın uzun yağmurlarla oluştuğunu ve heykelin çöl ikliminden önce oyulduğunu söyler. Tartışma yalnız taşın görüntüsüne bakılarak çözülemez; ocak, tapınak, yol, iklim ve restorasyon tarihini birlikte okumak gerekir.
Sfenks tek bir kaya bloğu değildir
Heykel Giza platosundaki ana kayadan doğrudan oyulmuştur. İşçiler gövdenin çevresini kazarken bir hendek oluşturmuş, geride kalan kaya kütlesini aslan gövdesi ve insan başına dönüştürmüştür. Kaya aynı kalitede değildir. Alt ve orta tabakalarda yumuşak, kil ve tuz oranı farklı kireçtaşları; baş kısmında daha dayanıklı katmanlar bulunur. Bu nedenle gövde ile baş aynı hızda aşınmaz.
Çevre hendeğinden çıkarılan büyük bloklar yakındaki Sfenks Tapınağı’nın duvarlarında kullanıldı. Blokların jeolojik katmanları taş ocağındaki yerleriyle eşleştirilebilir. Tapınak, vadi tapınağı ve Kefren piramidine çıkan yol aynı mimari alanın parçaları gibi görünür. Bu fiziksel ilişki, heykeli tek başına bilinmeyen çağdan kalmış bir eser saymayı zorlaştırır.
Neden çoğu araştırmacı Kefren diyor?
Sfenks, Kefren piramit kompleksinin doğu ucunda ve vadi tapınağının yanında yer alır. Heykelin yüzünün Kefren’e benzediği iddiası sık tekrarlanır, ancak portre benzerliği tek başına güvenilir tarihleme yöntemi değildir. Daha güçlü bağlantı, yapıların planı ve taş akışıdır: Sfenks hendeğinden çıkarılan bloklar tapınakta kullanılmış, geçit yolu alanın düzenini belirlemiştir.
Yine de “Kefren yaptırdı” yazılı çağdaş bir belge yoktur. Yeni Krallık dönemine ait Rüya Steli, IV. Thutmose’un kumlar altında kalan Sfenks’i temizlemesini anlatır ve heykeli güneş tanrısı Horemakhet’le ilişkilendirir. Steldeki hasarlı bir bölümde Kefren adının izleri bulunduğu ileri sürülse de metin heykelin yapım kaydı değildir. Bu yüzden bazı Mısırbilimciler Khufu veya başka bir 4. Hanedan aşamasını tartışır. Ana görüş kesin isimden çok Eski Krallık bağlamında birleşir.
Su aşınması iddiası ne söylüyor?
1990’ların başında jeolog Robert Schoch ve yazar John Anthony West, Sfenks hendeğinin duvarlarındaki derin, yuvarlak ve dikey kanalların rüzgârla taşınan kumdan çok uzun süreli yağmur ve yüzey akışıyla oluştuğunu savundu. Giza bugünkünden çok daha yağışlı bir iklime son Buzul Çağı sonrasında sahipti. Eğer duvarların bugünkü biçimi için binlerce yıllık yoğun yağmur gerekliyse, heykelin MÖ 5000’den veya daha eskiden kalması gerektiği sonucuna vardılar.
Bu görüş güçlü bir görsel sezgiye dayanır: Çölde duran duvarlarda suya benzeyen izler vardır. Fakat “su etkisi” ile “MÖ 7000’de oyulmuş heykel” aynı önerme değildir. Yağmur Eski Krallık döneminde tamamen sona ermemişti; plato üzerindeki su belirli kanallarda toplanmış olabilir. Ayrıca kaya daha oyulmadan önce oluşmuş doğal çatlaklar ve eski karst kanalları, hendek açıldığında görünür hale gelmiş olabilir.
Kireçtaşının katmanları neden tartışmayı değiştiriyor?
Koruma jeoloğu K. Lal Gauri ve çalışma arkadaşları, Sfenks gövdesindeki yuvarlak profillerin farklı sertlikteki tabakaların çölde farklı hızlarda aşınmasıyla açıklanabileceğini savundu. Daha yumuşak katmanlar içeri çekilirken sert tabakalar çıkıntı oluşturur. Su, rüzgâr, kum, sıcaklık değişimi ve tuz kristalleşmesi tek tek değil birlikte çalışır.
Sfenks taşında çözünebilir tuzlar önemli sorundur. Gözeneklere giren nem buharlaştığında tuz kristalleri büyür ve yüzeyi parçalar. Sabah çiyi, yeraltı nemi, geçmiş yağış, restorasyon harçları ve modern kirlilik aşınmayı etkileyebilir. Smithsonian koruma çalışmalarında taşın bozulmasını tuz ve nem etkileşimiyle incelemiştir. Böyle bir ortamda yalnız kanal biçimine bakıp kesin süre hesaplamak güvenli değildir.
Baş neden gövdeye göre çok küçük?
Alternatif tarih anlatılarında küçük baş, asıl heykelin daha önce bir aslan başına sahip olduğu ve firavun döneminde yeniden oyulduğu iddiasına kanıt sayılır. Yeniden oyma ihtimali fiziksel olarak imkânsız değildir; daha büyük bir baş küçültülebilir. Fakat özgün aslan başını gösteren bir parça, çizim veya Eski Krallık kaydı bulunmamıştır.
Oran bozukluğu başka biçimlerde de açıklanabilir. Heykelin ön cepheden ve aşağıdan algılanması, kaya tabakasının sınırları veya başın eski restorasyonlarda değişmesi etkili olabilir. Başın daha dayanıklı üst katmanda bulunması, gövde aşınırken biçimini daha iyi korumasını sağlamıştır. “Orantısız” görünüm ilginç bir soru açar; tek başına tarih vermez.
Sfenks’in burnunu Napolyon mu kırdı?
Popüler hikâye, Napolyon askerlerinin top atışıyla burnu yok ettiğini söyler. Oysa Napolyon’un 1798 Mısır seferinden önce yapılmış çizimlerde Sfenks zaten burunsuzdur. 15. yüzyıl tarihçisi el-Makrîzî, 14. yüzyılda bir kişinin halkın Sfenks’e adak sunmasına öfkelenerek yüzü tahrip ettiğini aktarır. Bu anlatının ayrıntıları tartışılabilir; fakat Napolyon açıklamasının kronolojiyle uyuşmadığı açıktır.
Burun hikâyesi yaş tartışması için de ders verir. Çok tekrarlanan ve görüntüye uyan açıklama tarihsel olarak yanlış olabilir. Sfenks hakkında iddia değerlendirirken ilk kaynağın hangi tarihte yazıldığına bakmak gerekir.
Heykel ne kadar süre kum altında kaldı?
Giza’da rüzgârla taşınan kum Sfenks hendeğini tekrar tekrar doldurdu. IV. Thutmose’un Rüya Steli, genç prensin heykeli kumdan temizlemesini kutsal bir görev olarak anlatır. Roma döneminde ve modern çağda başka kazı ve restorasyonlar yapıldı. Uzun gömülme dönemleri bazı yüzeyleri kum aşınmasına karşı korurken nem ve tuzu içeride tutmuş olabilir.
Bu karmaşık yaşam öyküsü, bugünkü aşınmayı tek bir iklim döneminin saati gibi okumayı güçleştirir. Heykel oyuldu, açıkta kaldı, gömüldü, temizlendi, taşla kaplandı ve yeniden onarıldı. Farklı yüzeyler aynı süre boyunca aynı koşula maruz kalmadı.
Daha eski bir Sfenks için arkeolojik çevre nerede?
MÖ 7000 civarında Giza’da büyük taş anıt yapabilecek bilinmeyen bir uygarlık bulunduğu ileri sürülürse yalnız heykel değil, onu üreten toplumun izleri de beklenir: taş aletler, işçi alanları, seramikler, yollar, atık yığınları ve tarihlenebilir organik kalıntılar. Giza platosunda bulunan yoğun arkeolojik bağlam Eski Krallık dönemine aittir. Daha eski insan etkinliği bulunması mümkündür; fakat aynı ölçekte anıtsal inşa sistemi gösterilmemiştir.
Bu, daha erken tarih ihtimalini mantıken sıfırlamaz. Fakat tek bir anıtı çevresindeki bütün maddi kültürden binlerce yıl ayırmak için çok güçlü kanıt gerekir. Jeolojik yorum tek başına kayıp uygarlığın kimliğini, teknolojisini veya tarihini vermez.
Öyleyse Büyük Sfenks tam olarak kaç yaşında?
Bugünkü kanıt dengesi heykeli yaklaşık 4.500 yıllık, 4. Hanedan dönemine ait bir eser olarak görmeyi destekler. Kefren en yaygın adaydır; Khufu veya yapım sırasındaki başka ayrıntılar tartışmaya açıktır. “Kesinlikle Kefren yaptı” ifadesi yazıt eksikliği nedeniyle olması gerekenden sert olabilir, fakat “yağmur izi var, öyleyse 10–12 bin yıllık” sonucu da jeoloji ve arkeolojik bağlamın geri kalanını atlar.
Sfenks’in gizemi tarihsiz olmasından değil, farklı kanıt türlerinin aynı kesinlikle konuşmamasından doğar. Mimari plan ve taş bloklar Eski Krallık’ı işaret eder; aşınma biçimleri heykelin karmaşık çevre tarihini gösterir; sonraki metinler onun yüzyıllar boyunca yeniden yorumlandığını anlatır. Yeni bir kazı, doğrudan tarihlenebilir bir bağlam veya daha iyi jeolojik model yaşı daraltabilir. Şimdilik en dürüst cevap şudur: Büyük Sfenks büyük olasılıkla MÖ 26. yüzyıl çevresinde oyuldu, fakat hangi kralın hangi aşamada yaptırdığı hâlâ tamamen kapanmış değildir.
Görsel notu: Kapak, Sfenks’in aşınmış gövdesi ile Giza platosundaki mimari bağlamı birlikte gösteren özgün bir editoryal illüstrasyondur.
Tarihsel kayıtlar, rivayetler ve modern yorumlar aynı şey değildir. Bir anlatıyı aktarmamız, onun doğrulandığı anlamına gelmez. Kaynak ve yayın yaklaşımımız.
Kaynaklar
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.


