Flat Earth Society adını duyunca gözümüzde kolayca büyük bir merkez canlanıyor: üyeleri, sözcüsü, herkesin kabul ettiği haritası ve bütün dünyaya gönderdiği ortak açıklamaları olan bir örgüt. İnternette birbirinden farklı düz Dünya videoları aynı adla anılınca bu izlenim güçleniyor. Oysa hikâyenin ilginç tarafı, böyle düzenli bir merkezin bulunmaması. Aynı isim farklı dönemlerde farklı insanların elinde yeniden kurulmuş; arşivler dağılmış, internet toplulukları ayrılmış ve bazı düz Dünya savunucuları bu toplulukları kendilerinden saymamış.
Bu bölümde tartışılan şey gezegenin şekli değil, yanlış bir fikrin etrafında kurulan topluluğun nasıl yaşamaya devam ettiği. Dünya’nın yaklaşık küresel biçimi bilimsel olarak ortaya konmuş durumda. Buna rağmen Flat Earth Society’nin adı neden kaybolmadı? Cevabın bir kısmı haritalarda, önemli bir kısmıysa posta kutularında, küçük yayınlarda ve insanların birbirini bulma biçiminde saklı.
Dover’dan başlayan yeni halka
Samuel Shenton, 1956’da İngiltere’nin Dover kentinde International Flat Earth Research Society’yi kurdu. Bu başlangıç, Samuel Rowbotham’ın on dokuzuncu yüzyılda yaydığı görüşlerden bağımsız değildi; fakat Shenton ile Rowbotham aynı kişi değildi ve aralarında kesintisiz işleyen tek bir kuruluş bulunduğunu düşünmek de yanıltıcı. Rowbotham’ın kitapları bir düşünce mirası bırakmıştı. Shenton bu mirası başka bir çağda, başka iletişim imkânlarıyla yeniden dolaşıma soktu.
Burada küçük bir isim ayrıntısı bile önem kazanıyor. Gündelik dilde kullanılan Flat Earth Society, uzun resmî adın kolay hatırlanan karşılığına dönüştü. Bir fikri tanımak için kitabını okumak gerekmiyordu; üç kelimelik isim, iddiayı zaten anlatıyordu. Bu, kuruluşun görüşlerini doğru yapmadı ama adının zihinde kalmasını kolaylaştırdı. Bugün o adı işiten birinin Shenton’ı hiç tanımadan ne tür bir tartışmayla karşılaşacağını tahmin edebilmesi bundan.
Bir forumdan önce mektuplar vardı
Topluluğun dijital kütüphanesindeki mektup dizini, bu tarihin en somut parçalarından biri. Samuel Shenton’a gelen ve ondan çıkan yazışmalar, Charles K. Johnson’ın mektupları, Robert Schadewald ve Science Fiction Foundation ile bağlantılı belgeler ayrı başlıklarda listeleniyor. Dizinde Shenton’dan Ellis Hillman’a gönderilmiş bir mektup da var. Bunlar yalnızca bir kişinin yayımladığı bildiriler değil; karşılıklı iletişimin izleri.
Listeye bakarken iki tarihi ayırmak gerekiyor: belgenin tarihi ile internete eklendiği tarih aynı değil. Altmışlı yıllarla ilişkilendirilen bir dosyanın 2014’te sayfaya yüklenmiş olması, yazışmanın o yıl yapıldığı anlamına gelmiyor. Benzer şekilde katalogdaki bir yıllık tarihleme, bütün mektupların aynı gün yazıldığını göstermez. Arşiv, geçmişe açılan kapıdır; kapının üzerindeki her sayı olayın kendisi değildir.
Bu yazışmaların varlığı, topluluğun neden tek bir tartışmalı deneyden ibaret görülemeyeceğini de açıklıyor. Bir mektup ağı kurulduğunda mesele yalnızca “Ben neye inanıyorum?” olmaktan çıkar. Sorular gönderen, cevap bekleyen, başka yayınlar öneren insanlar da hikâyeye katılır. İnternet henüz ortada yokken bile düşüncenin çevresinde bir dolaşım alanı oluşmuştur. Belgeleri okumadan her göndereni inanmış bir üye sayamayız; meraklı, itiraz eden ya da araştırma yapan biri de aynı posta zincirinde yer alabilir.
Tek bir bayrağın devri kadar basit değil
Shenton 1971’de öldükten sonra hikâye Amerika Birleşik Devletleri’nde Charles K. Johnson çevresinde devam etti. Harita tarihçisi Matthew Edney’nin aktardığı arşiv geçmişinde önemli bir çatallanma var: Shenton’ın malzemelerinin bir bölümü Ellis Hillman üzerinden Science Fiction Foundation’a giderken bir bölümü Johnson’a ulaşıyor. Bu yüzden “başkan değişti, kuruluş aynen devam etti” cümlesi yaşananları fazla pürüzsüz gösterir. İnsanlar, belgeler ve örgütlenme birbirinden ayrılarak yol aldı.
Johnson’ın Kaliforniya’daki faaliyeti basılı yayınla görünürlük kazandı. Flat Earth News, görüşleri belirli aralıklarla okuyucuya ulaştıran bir araçtı. Daha sonra çıkan yangın ve Johnson’ın sağlık sorunları bu yapıyı zayıflattı; 2001’deki ölümü bir dönemin sonunu getirdi. Bugünkü web sitelerini o eski posta ağının kesintisiz, eksiksiz devamı saymak bu nedenle doğru olmaz.
Bir adres listesinin kaybını, bugün yalnızca birkaç dosyanın silinmesi gibi düşünebiliriz. Oysa basılı bir yayının okuruna yeniden ulaşması o adreslere bağlıdır. Bu ayrıntı, bir düşüncenin toplumsal ömrünün ne kadar maddi şeylere bağlı olduğunu hatırlatıyor: kâğıt, posta, saklama alanı ve bunlarla ilgilenecek bir insan. Bir iddia tartışılmaya devam ederken onu taşıyan kuruluş aynı güçte yaşamayı sürdürmeyebilir.
Karşı çıkan bir araştırmacının koruduğu hafıza
Bu geçmişin belgeleri yalnızca inananların elinde kalmadı. Robert Schadewald’ın topladığı yayınlar ve araştırma malzemeleri Wisconsin–Madison Üniversitesi’nin özel koleksiyonlarına ulaştı. Üniversite kütüphanesinin koleksiyon tanıtımında kitapların yanında yazışmalar, fotoğraflar, görüşmeler ve araştırma dosyaları da sayılıyor. Malzeme yalnızca düz Dünya’yla sınırlı değil; farklı bilim dışı iddiaları ve popüler kültürü de kapsıyor.
Bu, “üniversite arşivinde bulunduğuna göre doğrudur” sonucuna götürmez. Kütüphane, bir iddiayı onaylamak için değil, insanların o iddiayı nasıl ürettiğini ve yaydığını araştırabilmek için belge saklar. Koleksiyonun değeri tam da burada: sonraki kuşaklar yalnızca tarafların birbirleri hakkında anlattıklarına mahkûm kalmaz. Eski bir broşürün dili, bir mektubun muhatabı veya bir yayın tarihi, sonradan kurulmuş düzgün bir efsaneyi bozabilir.
2004’te geri gelen isim, 2009’da yeniden üyelik
Topluluğun kendi tarih sayfası, internet üzerindeki yeniden canlanmayı 2004’e, yeni üyeliklerin resmen açılmasını ise 30 Ekim 2009’a bağlıyor. Bu dönemde öne çıkan Daniel Shenton, Samuel Shenton’ın akrabası değil. Soyadı benzerliğini bir aile kuruluşunun kuşaktan kuşağa devri gibi okumamak gerekiyor. Yeni dönemin taşıyıcısı posta bülteninden çok web sitesi, forum ve erişilebilir belge koleksiyonuydu.
Bu iki tarih arasındaki fark da açıklayıcı. Bir forumun açılması ile üyelik düzeninin kurulması ayrı işler. Siteyi ziyaret eden, tartışmaya yazan ve resmen üye olan herkes aynı kümede yer almaz. Dolayısıyla görüntülenme, takipçi ya da hesap sayısını doğrudan “düz Dünya’ya inanan insan sayısı” diye çevirmek mümkün değil. Alay etmek için gelen biri de, tarih araştıran biri de aynı sayfanın ziyaretçisidir.
İnternetin getirdiği değişimi yalnızca hız diye tarif etmek eksik kalır. Daha önce bulunması güç bir broşürün taraması, artık aynı anda birçok kişiye ulaşabilir. Bir kişi eski bir iddiayı yeni keşfetmiş gibi paylaşırken aslında onlarca yıllık bir metni yeniden dolaşıma sokuyor olabilir. Bu nedenle bir videonun yeni olması, anlattığı görüşün de yeni olduğu anlamına gelmez. Topluluğun dijital arşivi, bu eski ve yeni katmanları ayırmak için kullanılabilir.
İki site, aynı isim, farklı çevreler
Edney, 2013’te ayrılan bir grubun tfes.org adresinde aynı adla yeni bir site kurduğunu kaydediyor. Böylece Flat Earth Society araması yapan biri tek bir merkezin farklı sayfalarına değil, farklı yapılara ulaşabiliyor. Üstelik internet üzerindeki bütün düz Dünya çevreleri bu iki siteyle de özdeş değil. Bir forumdaki açıklamayı bütün hareketin ortak bildirisi saymak, tartışmanın daha başında yanlış kişilere yanlış görüşler yüklemek olur.
Örneğin TFES vikisindeki evrensel ivme açıklaması, yeryüzünün yukarı doğru hızlanmasını öne süren bir model anlatıyor; aynı sayfa alternatiflerin bulunduğunu da belirtiyor. Bu, iddianın doğrulandığı anlamına gelmez. Buradaki önemi, tek isim altında bile tek fizik tasvirinin bulunmadığını göstermesi. Bir videoda hareketsiz zemin anlatılırken başka bir metinde ivmelenen bir yüzeyle karşılaşınca çelişkiyi okurun yaratmadığını bilmek gerekiyor.
Birmingham’da insanlar neden bir araya geldi?
Harry Dyer’ın 2018’de Birmingham’daki toplantı üzerine yayımladığı saha gözlemi, meseleyi ekranın dışına taşıyor. Dyer yalnızca konuşmalar ve video gösterimleri değil, atölyeler, tanışmalar ve deney tartışmaları da gördüğünü anlatıyor. Katılımcıların gözleme ve kendi araştırmalarına vurgu yapması dikkatini çekiyor. Yani oraya gelen herkesi bilime tamamen ilgisiz insanlar olarak çizmek, gözlenen tabloyu açıklamıyor.
Buradaki düğüm, “araştırma” sözcüğüne hangi anlamın verildiği. Bir şeyi kendi gözünle görmeyi istemek anlaşılır; fakat gözlemin koşullarını, ölçüm hatasını ve alternatif açıklamaları hesaba katmadan karar vermek başka bir şey. Dyer’ın değerlendirmesi, uzmanlığa güven meselesini öne çıkarıyor. Onun belirli bir toplantıdaki gözlemlerini bütün ülkelerdeki herkesin psikolojik portresine dönüştürmemek de aynı özenin parçası.
Brezilya ve Filipinler aynı hikâyenin kopyası değil
Cristiano Mattos ve çalışma arkadaşlarının Brezilya araştırması, FlatCon konuşmalarını, YouTube içeriklerini ve etkinlikte yapılan görüşmeleri birlikte inceliyor. Araştırmanın derdi yeni bir harita çizmek değil; grubun ortak değerlerini konuşarak nasıl koruduğunu anlamak. Yazarlar, bilginin nasıl doğrulandığına ilişkin kabullerin tartışmanın merkezinde olduğunu belirtiyor. Ayrıca bilim savunusu yapılırken kullanılan dilin diyaloğu kapatabileceğini de tartışıyorlar. Bu sonuç, iddiaları doğru kabul etmekle aynı şey değil; karşılıklı konuşmanın neden işlemediğine dair bir soru.
Filipinler üzerine çalışan JM Lanuza ve Jonathan Corpus Ong ise 2019 seçimleri bağlamında takip ettikleri çevrimiçi gruplarda dini yorumların, dayanışmanın ve siyasi içeriklerin kesiştiğini bildiriyor. Araştırmalarında üyelerin küçümsendiklerinde birbirlerine destek vermesi de yer alıyor. Bu örnek, İngiltere’deki bir kuruluşun basitçe başka ülkeye şube açmasından farklı bir yerel bağlam gösteriyor. Bulguları bütün düz Dünya takipçilerinin aynı siyasi bağlantıya sahip olduğu iddiasına genişletmek doğru değil.
İki araştırmayı yan yana koyunca daha anlamlı bir resim çıkıyor: ortak bir başlık, farklı ülkelerde farklı ihtiyaçların ve tartışmaların çevresinde yaşayabiliyor. Arşiv merakı, dini yorum, kuruma güvensizlik ve arkadaşlık aynı şey değil. Bunların hangisinin öne çıktığını, yalnızca kişinin paylaştığı yuvarlak bir haritadan anlayamayız.
İsim büyüdü; tek bir merkez oluşmadı
Flat Earth Society’nin kalıcılığı, yanlış bir coğrafya iddiasının bilimsel bakımdan güçlenmesinden çok, insanların o iddia etrafında tekrar tekrar buluşabilmesiyle ilgili görünüyor. Shenton’ın mektupları, Johnson’ın yayını ve internet forumları aynı araçlar değil; ama hepsi yalnız olmadığını hissettiren bir temas kuruyor. Bu, belgelerden ve saha araştırmalarından çıkarılabilecek toplumsal bir yorum; Dünya’nın biçimine ilişkin bir kanıt değil.
Bir dahaki karşılaşmada önce küçük bir soru sormak yeterli: Hangi topluluk, hangi tarihte, hangi görüşü savunuyor? Böyle bakınca tek sesli dev bir örgüt yerine, birbirine bazen bağlanan bazen itiraz eden çevreler görülüyor. Sonraki bölümde bu çevreler arasında dolaşan en tanınmış nesnelerden birini, Gleason haritasını, üzerindeki iddialar ve asıl kullanım ayrıntılarıyla inceleyeceğiz.
Kapak, topluluğun basılı yayın ve yazışma dönemini temsil eden yapay zekâ illüstrasyonudur; belirli bir ofisin veya tarihî belgenin fotoğrafı değildir.
Bu içerik alternatif bir iddianın kültürel izini sürer; bilimsel kanıt iddiası taşımaz.
Kaynaklar
- Flat Earth Society — topluluğun kendi tarih anlatısı ↗
- Flat Earth Society — mektup ve not arşivi ↗
- Matthew Edney — toplulukların ve arşivlerin tarihi ↗
- UW–Madison Libraries — Schadewald koleksiyonunun tanıtımı ↗
- Harry Dyer — Birmingham toplantısındaki saha gözlemleri ↗
- Mattos ve arkadaşları — Brezilya saha araştırmasının özeti ↗
- Lanuza ve Ong — Filipinler’de çevrimiçi topluluk araştırması ↗
- Flat Earth Wiki — evrensel ivme ve alternatif modeller ↗
OKUMA KAYDI
Bu dosyayı tamamladın mı?
İşaretlediğinde bu tarayıcıda okuduğun dosyaları ve seri ilerlemeni hatırlayacağız.
YAZI DİZİSİ
Düz Dünya Dosyası: Ufkun Ötesinde Ne Var?
Eski dünya tasvirlerinden modern düz dünya hareketine, buz duvarı anlatılarından gözlem ve deneylere uzanan 24 bölümlük kaynaklı okuma.


